Yüksek Şeyler Arıyorum

Yüksek Şeyler Arıyorum

Yüksek Şeyler Arıyorum

Ayasofya camii’nin yaklasik 100 metre batisinda “Milyon Tasi” vardir. 4. yy’da Constantin tarafindan yapilan bu tasin amaci, dunyanin herhangi bir yerindeki herhangi bir yolun Roma’ya olan mesefasini bilmek, butun mesafelerin bu tas uzerinden belirlenmesini saglamaktir. Bir bakima dunyanin merkezi orasidir. Dunyanin bir merkezi oldugunu dusunmek, evrendeki milyarlarca galaksinin ne kadar umrunda bilmem ama Constantin’in diger galaksilerden bihaber oldugu kesin. Henuz sahip oldugum ve ayni zamanda evim de olan bir minivanla en az 3 yil surmesini planladigim “Yuksek Seyler Ariyorum” projem icin kendime bir baslangic ve bitis noktasi dusunurken, yukardaki milyon tasinin oykusunu hatirladim. Benim galaksilere duydugum galaksiler kadar ucsuz bucaksiz saygimdan dolayi bir Milyon Tasim yok ama bir baslangic ve hayatta kalirsam ne zaman ulasacagimi su an kestirmemin zor oldugu bir final noktam var; Anitkabir.
Kasim ayina kadar Turkiye, ardindan dunyaya acilacagim bu yolculukta gidilmemis her yere gitmek, atlanmamis her yerden atlamak, ogrendikce ne kadar az bildigimi her gun daha cok ve daha derin anlamaktan baska bir amacim yok. Ama bunlar olursa biliyorum ki; kendimi daha evrensel bir birey olarak once kendime, sonra size, evrene, kusa, bocege, agaca, dereye, denize ve daglara daha iyi ve daha net ifade edecegim.
Peki benim baslangic noktam neden Anitkabir? Cunku askeri okulda general amcalarin emirleriyle ogretilip hatta ezberletildiginin aksine anladim ki, (ki hicbir zaman ezberleyemedim) Ataturk, dunyanin en buyuk insani, en buyuk devlet adami, en buyuk siyaset adami, en buyuk askeri vs. 6 madde daha, bunlarin hicbiri degil. Cunku kimse dunyanin en buyuk hicbir seyi degildir. Dunyada iyi insanlar ve kotu insanlar gibi meraklilar ve meraksizlar, nefes alarak yasadiklarini sananlarla, nefesi kesildiginde yasadigini anlayanlar gibi bircok insan var. Dunyada ne tur insanlarin oldugunun da bir anlami yok. Anlamli olan ise; sen kimsin? Meraklarin ve amaclarin, onlari yapana kadar midende alevler puskurten ejderhalarin var mi? Varsa bile Ataturk’unkiler kadar haylaz mi?
Yolculuga dair her firsatta bir seyler paylasiyor olacagim ama simdilik sunlari soyleyebilirim. Yanima kitapligimi alamadigim icin elektronik kitap okuyucumda bana uzun sure yetecek kadar kitabim var. Ama kitap formunda her an yanimda olacak 3 kitabimi da belirtmek isterim; Dunyadaki en kapsamli Base Jump kitabi, Elmalili Hamdi Yazir tefsiri Kuran’i Kerim ve Nutuk.
Bana katilmak ve atlayislarima sahit olmak isteyen herkes icin Minivanim ya da cadirimda kalacak bir yer mutlaka olacak. Tek sorun su ki, gectigim yerleri cogunlukla gectikten sonra belirten biri olarak bu ozelligimi Mevlana, Theodor Adorno ve Hz. Muhammed’e borcluyum. Yemek yapmayi bilmeniz ve sag koltugun uzerindeki gunesligin arkasina astigim kurallari okumaniz yeterli. Hatta ilk kurali soyleyeyim; Dogayla bagimin kopmamasi ve bagisiklik sitemimin her iklime kolayca uyum saglamasi icin klima asla calistirilmayacak ve kazara bile olsa kornaya dokunulmayacak:)
Peki bunlarin hepsi neden? Daha sonra butun detaylar ortaya cikacaktir ama simdilik sevgiyle hatirlatiyorum;

Hicbir sey, zamani gelmis bir fikir kadar guclu degildir…

 

Yuksek Seyler Ariyorum.

Share post:

  • /