Magma Dergisi Roportaji (Kasim 2017)

Magma Dergisi Roportaji (Kasim 2017)

Magma Dergisi Roportaji (Kasim 2017)

 

1. Cengiz Koçak şu ana kadar hayatının ne kadarlık süresini havada geçirmiştir?

 

Sorunun kendisi kadar, bana daha once hic sorulmamis olmasi da ilginc. Havaciligin belki de ucmak yerine dusulen tek sporunu yaptigim icin aslinda havada gecirdigim zamandan cok, duserken gecirdigim zamanla ilgiliyim. Atlama ihtimalimin olmadigi bir ucusu hicbir zaman mantikli ve ilginc bulmadim. Belki de ilk bindigim ucaktan atlamis olmamdan kaynaklanan bir hafiza oyunu bu. Bilemiyorum. Ama yine de sorunun cevabi sanirim atlamak ya da atlatmak icin ucan herhangi bir cisim icinde gecen yaklasik 10.000 saat.

  1. Cengiz Koçak kimdir, BASE jump nedir?

Gezgin bir Base Jumper, bir baska deyisle Base Jumper bir gezginim. Bugune kadar Bratislava’da bir restoran olan UFO ve Istanbul’daki bir camiinin minaresi dahil, ucan ve duran sanirim her tur cisimden atladim. Neseli bilgiye inaniyorum ve aktarilamaz bilginin izinde Yuksek Seyler Ariyorum.

Base Jump, Building, Antenna. Span, Earth kelimelerinin ilk harflerinden isimlendirilmis bir ugrastir. Yani bina,anten, ucurum ve kopru gibi sabit noktalardan yapilan parasut atlayisidir. Atlanan yerlere obje, atlanan noktalara ise exit adi verilir. Ucan hava araclarindan yapilan parasut atlayisi Skydiving’den farkli olarak, yedek parasutu ve otomatik acma aleti yoktur. 30 metreden itibaren her yukseklikten yapilabilmesinden dolayi Base jumper icin butun dunya ucsuz bucaksiz bir atlayis alanidir. Tehlikeli bir spor olmasindan dolayi atlayisa hazir bir parasutle sokaga cikmak, namlusuna mermi surulmus bir silah tasimak gibidir. Yalniz bu silahta namlu her zaman tasiyani gosterir. Tam da bu yuzden egitim veriyor musun sorusuna cevabim %97 ihtimalle hayir.

  1. 385 yıl sonra tekrarlanacak olan proje hakkında Cengiz Koçak neler söyler, nasıl hazırlanıyor?

Yasadigi caga ve topraklara ilham kaynagi olmus bir kisiden ve insanligin en buyuk hayali, ucmaktan soz ediyoruz. Istanbul’a ilk adim attigim, yillar yillar oncesini hatirliyorum. O gun yanimda iki arkadasim vardi ve beni Galata Kulesi’ne goturmelerini istemistim. Gece kuleyi gordugum ilk ani cok iyi hatirliyorum. Isiklar icindeydi ve o esnada bana bir seyler anlatan arkadasimin arkasinda kaliyordu. Buyulendigimi, ayni zamanda artik onu dinlemedigimi gozlerimden anlamis olacak ki sustu. Hatta Galata Kulesi disinda her sey sustu, yok oldu. Aklima o anda dusen Galata Kulesi’nden atlama fikri ve Hezarfen’e duydugum ilgiyle ogrendim ki aslinda Hezarfen Ahmet Celebi, Bin Bilimli Ahmet bey demekti.  Yani aslinda herkesin cilgin olarak tanimladigi Hezarfen Ahmet Celebi, bilimin ve cok calismanin yardimiyla  kendi normallerini degistirmisti ve digerlerinin cilginlik dedigi sey, onun icin artik normaldi.

Bir keresinde de yurtdisinda bir havacilik muzesini ziyaret etmistim ve havacilik tarihini Ikarus’la baslatan, ama Hezarfen’e hic yer vermeyen bir tarih atlasi vardi. Suphesiz ki bu topraklarin cocugu olarak bundan rahatsiz olmus, sikayetci olmaktansa bunu anlatacak bir seyler uretmek istemistim. Yillar sonra EOFT Turkey projesi için bana gelindiğinde oldukça heyecanlandim. 385 yıl önce yaşananları yeniden yaşatabilmek, deyim yerindeyse “zamanda yolculuk”  yaparak insanlara ilham verecek olmak beni cok heyecanlandirdi. Her ne kadar 385 yil sonraki teknoloji ve havacilik biliminin destegiyle bu projeyi gerceklestirecek olsak da tarihi ve kulturel acidan bakildiginda, bir tur toplumsal hafiza guncellemesi. Gelenegi olmayanin gelecegi olamayacagi gercegi, Galata Kulesi’nden atlayisi benim icin daha da ozel kiliyor. Sporu, turizmi, kültürel ögelerimizi ve en önemlisi tarihimizi bir araya getiren çok özel bir proje.  EOFT Turkey projesi kapsamında yapacağım bu özel atlayış sadece 385 yıl öncesinde yaşanan bir olayın tekrarını yaşatmak olmayacak, bizlere kendi coğrafyasına ve o coğrafyanın tarihine sahip çıkmanın bir ulusun yapması gereken en önemli şey olduğunu da hatırlatmış olacak.

  1. Cengiz Koçak’ın projeleri elbette bitmiyor, peki “destek bulsam en çok yapmak istediğim proje” diyebileceğin ne var?

Destek bulsam mutlaka yaparim dedigim cok onemli bir projem “artik yok” ama destek beni bulursa yapmak istedigim cok sey var. Saka bir yana, halihazirda surdurdugum Turkiye’nin Base jump haritasini cikarma projem icin bir yil once Sahinkaya Kanyonu’nda bulup atladigim Nomad exit noktasi, Samsun Buyuksehir Belediyesiyle tanismama sebep oldu. Gecen bir yil icinde bana verdikleri destek sayesinde kanyona Falcon Fest gibi cok onemli bir extreme spor festivali kazandirdik. Benim kisisel projelerimden birine verdikleri destek sayesinde ise sanirim onumuzdeki yaz, butun dunyada ses getirecek onemli bir atlayis yapacagim. Onun ne oldugunu soylemektense pesinde oldugum en onemli seyi soyleyeyim; Turkiye basta olmak uzere butun dunyadaki butun yollar, butun daglar ve butun sehirlerdeki atlanabilir her seyi bulmak ve tabii ki atlamak istiyorum. Ama sadece bir kere.

  1. Karavan ile tura ne vakit çıkacaksın?

Aslina bakarsan bugun itibariyle 506 gundur minivanimla yollardayim ve 77818 km yol katetmisim. Bu sureye kac atlayis sigdirdim, hicbir fikrim yok ama 506 gundur herhangi bir evim olmadigini biliyorum. Birkac yil once Avustralyali bir arkadasimla buldugumuz her seyden atlayarak Estonya’dan Iran’a kadar aylarca yollardaydik. 11.000 km yolculuk bitip Istanbul’daki evime donunce aksamustu cikip bir kafede kahve ictim. Kahvem bitince de dogal olarak kalktim ve eve gittim. Uzun suredir ilk defa eve gidiyordum ve o an anladim ki ilk esaret, herhangi bir yerde yasamakla basliyor. Yani bir evin varsa, nereye gidersen git donmek zorundasin ve her donus kendini tekrar. Nefes aldigimiz surece hicbir anin tekrarinin olmadigini hesaba katinca, kafeden eve yurudugum 250 metre icinde anladim ki; insan, gitmedigi yere ait.

  1. İnsanların cebinde para olduğu halde evden dışarı hareket edemezken senin cebinde 7 dolar ile Kolombiya’ ya paraşüt yarışmasına gitmene ne demeli?

Su ana kadar yaklasik 40 ulke dolasmis ve binlerce insanla tanismis biri olarak; her turden insanla karsilastim fakat gercekten istedigi ve bunun icin her seyini verdigi herhangi bir amaca  ulasmamis kimseyle karsilasmadim. Ben sadece boyle biriyim. Kendimi bildim bileli, nasil olacagini umursamaksizin sadece yapmaya karar veririm. Kolombiya’daki dunya sampiyonasina davet edildigim an hic dusunmeden kabul ettim. Iki dakika sonra da bir gazete bayiine gidip bir onceki gun yaptigim onemli bir atlayisin haberini okudum, sayfanin fotografini cektim ve gazeteyi geri biraktim. Cunku o gazeteyi alacak kadar bile param yoktu. Iki dakika once Kolombiya’ya gitmeye karar vermis biri olarak kendime gulmeyi de ihmal etmedim suphesiz. Calmadigim kapi kalmadigini soyleyebilirim. Dunyanin bir baska ucunda, dunyadan secilmis 10 sporcudan biri olarak ulkemi temsil edecektim ama kimse ve hicbir marka destek vermedi. Haklilardi, cunku neler yapabilecegimi bilmiyorlardi. O zaman onlari suclamak icin, once neler yapabilecegimi gostermem gerekiyordu. Yunanli bir balikci hikayesi vardir. Karsi kiyiya gecmeye kararlidir ama karsisindaki firtinali deniz ayni fikirde degildir. Teknesinde yukselir ve gokyuzune bakarak; “Ey Tanrim! Ister batir, ister cikar, ben dumenimi kirdim, dosdogru gideceğim.” der ve dalgalara girer. Ben o kayikcinin karsi kiyiya ulasip ulasmadigiyla ilgilenmeyen biriyim. Deniz kabarik, dalgalar yuksekti ama balikci yurudu.

Haliyle bir yolunu bulup gitmeliydim ve iki gun kala ismini vermek istemeyen bir isadami ucak biletimi alarak bana gonderdi. Tek sorun, kalacagim 10 gun ve Kolombiya icinde yapacagim yolculuklar icin Ataturk Havalimani’nda ucaga binerken cebimde sadece 7 dolar olmasiydi. Hatta ucakta parami saydigimda, ki  saymak pek zamanimi almadi, 7 dolar vardi. Hesap yaparsam asla icinden cikamayacagimi bildigim icin umursamaksizin cebime koydum ve gorecegim yerleri, atlayacagim kayayi, katilacagim yarismayi ve ogrenecegim seyleri dusunerek geri donus ucagindaki degismis ve kendine Kolombiya’dan renkler eklemis Cengiz’i dusundum. Carlos’un kenti Medellin’e indigimde gitmem gereken Guatape’yle aramda iki saatlik bir karayolu vardi ve oraya gitmek icin bile cebimdeki para yetersizdi. Havalaaninin disinda saga sola sadece bakarak gecirdigim 15 dakika sonra bir araba durdu ve bana Guatape’ye nasil gidilecegini soran 3 kisiyle tanistim. Ayrildigimizda, beni Guatape’nin en ucuz ama en guzel hostelinin onunde Suzy’ye teslim etmislerdi. Anadolu’da bir soz vardir. Cok anahtari olanin evi olmaz. Hic anahtari olmayan biri olarak dunyanin bir ucunda Casa de Guatape isminde bir evim oldugunu, odamin anahtari bana sunulunca anladim. Cunku hostelin sahibi Suzy 10 dakika icinde bana konaklama ve ulasim sponsoru oldu. Bir hafta sonra tekrar Medellin’e dondugumde cantamda kupa ve madalyamla artik bir dunya 3.suydum. Anlamadigim tek sey, insanlarin “El Turco! El Turco!” diye yanima gelip benimle fotograf cektirme istegiydi. Daha sonra 3 gun evinde kalacagim Ana, benimle fotograf cektiren ve Ingilizce bilen ilk kisiydi ve  ondan ogrendim ki; final atlayisim, Kolombiya’nin en buyuk spor kanalindan canli yayinlanmis. Haliyle 3 gun boyunca misafirperverligine karsilik Ana’nin kopeklerini gezdirirken kismen  de unlu biriydim. 7 dolarin hesabini yapmamam isabet olmus olacak ki Ataturk Havalimani’na indigimde cebimde hala 2 dolar vardi. Cunku hicbir hesap, hicbir tasarruf ve plan 7 dolari bu kadar iyi yonetemezdi. Haliyle Bosna Hersek’te gorev yaptigim yillarda ogrendigim bir Boşnak atasozu, bir Turk olarak bende de anlamini buldu. Yolculukla arandaki tek engel, kapinin esigidir.

  1. Türkiye’de en çok atlamak istediğin nokta neresi?

Arkadasim Safak Mert’in bana ogrettigi Terra incognita diye bir terim var ve “Unknown land” yani “Bilinmeyen topraklar” demek. Kendi Terra Incognitami kesfetmek uzere ciktigim yolda buldugum ve bulacagim her yerden atlamayi, her seyden cok istiyorum. Fakat bilinen anlamda atlamak istedigim en onemli objem; havaciligin, kulturun ve bilimin zaman makinesi, Galata Kulesi.

  1. James Bond filmi dublörlerini yetiştirdiğini biliyoruz, Türkiye’ de senden bu konuda destek isteyen kişi, kurum, proje oldu mu?

Cok benzer bir konuda benden destek isteyen kisi ve kurum olmadi fakat hazirlanmis projelerin icinde yaptigim atlayislar icin Fikirbazzenger’le suren bir dostlugumuz var. Gelecekte de cok high tech bir sey istenecekse, isteyen muhtemelen Fikirbazzenger’den baskasi olmayacaktir.

Bir de yasamini tekerlekli sandalyeyle surduren ve ucaktan atlamaya cok cok merakli oldugu icin bana ulasan bir arkadasim var. Tanistigimizda hem cok sevdim, hem de cok samimi buldum. Bulacagim ilk sponsorla, onun kendi basina ucaktan atlamasini saglamak ve yere inisini izlemek istiyorum. Ya da isitme engelli olmasina ragmen wingsuitle ucmak isteyen baska bir arkadasim oldu. Onunla kolda ucmak istiyorum.

  1. “Yüksek Şeyler Arıyorum” felsefesindeki Cengiz Koçak nasıl antrenman yapar, nasıl hazırlanır? Günü nasıl geçer?

Cok tehlikeli oldugu pratikte ve teoride sabit BASE jump sporunda hayatta kalmanin iki vazgecilmezi var. Aktif olmak ve sinirlarini bilmek. Haliyle olabildigince cok atlayis yapiyorum. Bir objeden cok atlayis yapmak, baska turde objelerden atlarken sahip olmaniz gereken becerileri oldureceginden, elimden geldigince farkli turde objelerden atlayarak yoluma devam ediyorum. Biraz da o yuzden aslinda bir yerden cok atlayis yapan degil, cok yerden tek atlayis yapmaya calisan bir Base Jumper’im. Bir baska onemsedigim konu ise, herhangi bir atlayisa karar verdigim an benim icin atlayis baslamistir. 10 gun sonra bile yapacak olsam, bilincaltimda artik o atlayisi yapmaya baslamisimdir ben. Cok anlik karsima cikan bir sey olursa, atlamak icin genellikle ertesi gunu beklerim. O objenin uzerine bir gece uyumak benim icin onemli bir konu. Bir de kendimi bildim bileli duzenli spor yapan biriyim, cunku en azindan bedenen  her an, her sey icin hazir olmak istiyorum. Cunku bazen iki saniyelik bir atlayis ve orada verecegin savas icin 20 yildir hazirlik yapmis olmalisin.

  1. Tanıdığımız ekstrem sporlarla ilgilenen kişiler arasında hayata pozitif bakan bir yanın var, bunu neye borçlusun?

Oncelikle neseli bilgiye inanan biri olarak, Carl Sagan’a katiliyorum. Bir yerlerde inanilmaz bir sey, kesfedilmek icin beni bekliyor ve bu beni cok heyecanlandiriyor. Ara ara kendimi homo ludens (Oyun oynayan kisi) olarak tanimlayan biriyim, cunku oyunu cok seviyorum ve insanlik tarihine goz attiginiz zaman, temel ihtiyaclarini karsilayan insan ilk andan itibaren oyun oynamaya baslamis. Hatta bir magara duvarina cizilmis el resmi de ilk insanin oynadigi ilk oyundur. Haliyle ben de temel ihtiyaclarini olabildigince sadelestirmis biri olarak kalan butun zamani oyuna ayirabiliyorum. Enstrumanim ise BASE Jump.

Bir de tabii soyle bir anektod da anlatmak isterim. 1992 yilinda askeri okuldan mezun olur olmaz Kayseri Komando Tugayi’yla birlikte Irak’in kuzeyinde operasyonlarda buldum kendimi  ve bu tam 3 yil surdu. Bu surec ne ogretti derseniz; yapabilecegimin en iyisini yapmaktan baska alternatif olmadigini ve yasadigim her seyi cok sevmeyi ogrendim. Hatta bir aksam hava kararmak uzere ve  ben birazdan gece icin mevzileri kontrol edecegim. Sirtustu yattigim yerden yeni cikan yildizlara bakiyor, diger yandan da kulaklikla o gece icin son defa Metallica’nin yeni albumu Metallica’dan Sad But True dinliyorum. Sarki en yuksek sesiyle girdigi an tepemdeki yildizlarla birlikte roketler de patlamaya basladi ama ben onlarin roket oldugunu sanirim 20 saniye sonra anladim. Dunyanin en buyuk gruplarindan Metallica bile bir sarki icin bu kadar buyuk bir produksiyon yapamazdi. Kulakligi firlattigimda ortalik mahser yeriydi ve kendime sunu soyledigimi hatirliyorum. O an ne yapiyor olursam olsaydim, o roketler patlayacakti. Haliyle firsat oldugu her an sadece ama sadece sevdigim seyi yapiyor, merak ettigim yerlerde oluyorum.

Bu konuda kendimi nasil resmettigimi de söyleyebilirim: Tarot kartlarindan biri olan “The Fool”.

  1. Ne tür müzikleri dinleyerek kendini bir atlayışa hazırlarsın? Konsantrasyon için ne yolları izlersin, uğur ya da totemin var mıdır?

Parasutumu katlarken cogunlukla Phantom of the Opera’nin soundtrack albumunu dinliyorum hatta bazi notalarin katlama esnasinda karsilik geldigi asamalar bile belirmeye basladi. Atlayis icin motivasyona ihtiyacim varsa, Rodriguez – Sugar Man, Pinhani – Don Bak Dunyaya.

 

Yuksek Seyler Ariyorum

Share post:

  • /

Leave A Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *