Haritanin neresi? Evrende kim?

Haritanin neresi? Evrende kim?

Haritanin neresi? Evrende kim?

Cok okuyan mi bilir, cok gezen mi? sorusunun cevabini kim buldu bilmiyorum ama elindeki kumandayla televizyon karsisinda oturan beyaz fanilali adamdan, sirt cantasindaki kitaplarla daglari asan maceracilara kadar herkesin sordugunu biliyorum. Benim anlatmak istediklerim ise gezmek ve ogrenmekle ilgili olsa da bu sorunun cevabini aramanin cok disinda.Cunku anlatacagim seyleri yillardir dusunen biri olarak “gezen mi okuyan mi” sorusunun cozum onermedigini dusundugum gibi, oldukca da romantik buluyorum. Gercegin ta kendini en ciplak haliyle arayan biri olarak ise, romatizmi tek basina sarap icmek uzere, somine basina ugurluyorum.

Hangi yontemle daha cok bilecegini arayan insan aslinda neyi bilmek ister? Ogrenilen her sey bilgi midir? Bilgi nedir? gibi derin sorulara yelken acmasi isten bile olmayan bu konuda acilmamak da acilmak kadar zor. Cunku ilahi dinlerde bile bir peygamber “Faydasiz bilgiden sana siginirim” derken digeri “Kivrak bir zeka icin gereksiz bilgi yoktur” diyerek benzer muglak alanlara girip cikmislardir. Daha matematiksel dusunme egiliminde olmakta israrli ben ise yillar once ilk harita dersi aldigimda ogrendiklerimden bahsederek gezmek, gormek ve bilmekten dem vuracagim.

Turk Dil Kurumuna gore harita; Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı demek. Yani biz herhangi bir yerin haritasina baktigimizda o yere dair cografya, tarih, dil ve nufus bilgisi alip fikir sahibi olabiliriz. Bir baska cografya hakkinda bilgi sahibi olmak ise, aslinda sonu insana uzanan baska bilgileri de beraberinde getirir. Cunku cografya iklimi, iklim kulturu, kultur ahlaki, ahlak ise insani belirler ve bizler de dunyanin bir baska yerindeki cografyanin belirledigi kultur ve ahlakla sekillenmis insanlariz. Haritanin bizimle iletisim kurmasini ve butun bu bilgileri saglikli vermesini saglamak icin yapmamiz gereken ilk ve en temel kural, haritayi yonune koymak. Bunun icinse kuzeyin nerede oldugunu bilmek durumundayiz ki haritanin ust kismini kuzeye cevirerek yonune koymus olalim. Ikinci ve bir baska onemli kural ki daha zor, elimizdeki haritanin neresinde oldugumuzu bilmek.

İste harita dersi aldigimda ogrendigimi soyledigim sey de tam burada devreye giriyor. “Haritanin neresindeyim?” sorusu benim icin aslinda bir bakima metaforik olarak “evrende neredeyim ve kimim?” sorusuna da karsilik geliyor. Bunu anlamanin harita bilimi acisindan iki yontemi var. Biri geriden digeri de ileriden kestirme. Yani birinde (geriden kestirme) oldugunuz yerden cevrenize bakarak gordugunuz seyleri haritada bularak kendi yerinizi anlamaya calisiyorsunuz, ki ben bunu tecrube etmediginiz bir seyi ogrenmek uzere kitap okumaya benzetiyorum. Digerinde ise (ileriden kestirme) cevrenizde gordunuz seylere bizzat giderek ilk hareket noktaniza bakiyorsunuz ve bu yontemin benim icin yasamdaki karsiligi ise anlamak uzere gezmek.

Haritanin okumak, gezmek, bilmek konulariyla benim dusuncemde bagdastigi yer de iste burasi. Bana bir dayanak noktasi verin, dunyayi yerinden oynatayim diyen Leonardo gibi ben de belki dunyayi yerinden oynatamayacak olsa da bir dayanak noktasinin aslinda herkese gerektigine inaniyorum. Leonardo’dan farkli olarak ise o dayanak noktasinin insanin bizzat kendisi oldugunu biliyorum. Yonune dogru konmus bir haritayi hedefleri belirlenmis bir yasam olarak ele aldigimda, oncelikle yapmam gereken sey haritada kendi konumumu bulmak, yasamda ise kendimi tanimak olacaktir. Her ikisi icin de en hizli olmasa bile en kusursuz ve dogru yontem ise; hem geriden hem de ileriden kestirmek. Yani tabii ki hem okumak, hem de “nereye gidecegini bilmiyorsan hangi yoldan gittiginin onemi yoktur” diyen Cheshire Cat’i unutmadan gezmek.

Ha bir de, “en iyi okul macera, en iyi ogretmen oyun, en şık kıyafet bilgidir.” Benden soylemesi…

 

Yuksek Seyler Ariyorum.

Share post:

  • /