Ben artik baska biriyim

Ben artik baska biriyim

Ben artik baska biriyim

Brooklyn’li Tom Robbins, askin nasil ölümsüz kilinabilecegini sorarken ayni zamanda 3 maddede cevabini da verir. Birinci ve ucuncu maddenin ne oldugunu okurun merakina birakarak ikinci madde uzerinde anlatmak istediklerim var.
Ikinci yontem olarak der ki; Asktan bir parcasini iste ve usulca uzanarak sacindan bir tutam kes. Ask uzulurse teselli et ve boyle de guzel oldugunu soyle. Sonra yere kucuk bir cukur kaz ve 3 tarafina ying yang sembolu koyarak asktan aldigin sac tutamini o cukurun icine koy. Yuzunu guneybatiya don ve yuksek sesle anlasilmaz, egzotik bir lisanda kendi kendine konusurken cukurun icine koydugun sac tutamini yak. Ates bitene kadar konusmaya devam et ve yuzun hep guneybatida olsun. Sonra atesten kalan kullere elini sur, kendine biyik yap ve aska donerek; “ben artik baska biriyim” de. Ask hep seninle kalacaktir.

Hikayedeki ölümsüz kilinan ask, bir kadina ya da erkege duyulan ask degil, yasama ve yasamin icindeki tercihleriyle birlikte kendine duyulan asktan baska bir sey degildir. Guclu tercihleri digerlerinden ayiran en onemli ayrinti ise onlari tercih ettigimiz andan itibaren ulasmak ve basarmak icin tercihi degil, kendimizi degistirmek zorunlulugumuzdur. Cunku guclu tercihler ileri seviyede bireysel olmalarindan dolayi ayni zamanda basarmak icin icimizde baslayan ve kazanmaktan baska sans birakmayan,dunyanin en guclu, dunyanin en bariscil savaslaridir.

2014 yili ekim ayinda Airgames icin gittigim Oludeniz’de festivalin bittigi gunu cok iyi hatirliyorum. Cunku tam o gun ayni zamanda ben, arkadaslarim Erdal Akkus, Ali Es ve Turkiye’deki Base Jump sporunun bir tercihinin dogum gunuydu. Amacimiz kelebekler vadisinde base jump yapabilmek ve su ana kadar Kemaliye halkinin tamamen kendi kaynaklari ve buyuk ozverisiyle ara vemeksizin yapilan Karanlik kanyon Base Jump festivaline kardes bir organizasyon duzenleyerek Kemaliye’nin, Karanlik Kanyon’u base jump’la ozdeslestirerek markalastirdigi gibi, Kelebekler vadisini de Base jump sporuna kazandirmak, Turkiye extreme spor haritasina paha bicilmez bir nokta daha ekleyerek bu doga harikasi vadiyi tanitmakti.

Kelebekler vadisine atlanabilir mi? sorusunun en az 15 yildir soruldugu ucurumun kenarindan kelebekler vadisine bakip lazer metremi cikardigimda 1,5 yillik bir surecin basladigini midemde ucusmaya baslayan kelebeklerden anlamistim. Teknik olarak yillardir bakilan ve bizim de o anda bakiyor oldugumuz yer atlanamazdi ama bir cozum mutlaka vardi ve nasil olacagina dair hicbir fikrim yoktu. Bu konulardaki dahi arkadasim ve Turkiye’nin ilk base jumperi Erdal’in cozum onerileri ise kesinlikle sorunu cozer turden olmasina ragmen cok masrafliydi ve uygulamak, Erdal’i cok cok cok yormak anlamina geliyordu. Haliyle o gun icin gunesi yasadik, denizi yuzduk, gokyuzunu ictik ve eve donduk.

Tam bir yil sonra yeni bir airgameste kelebekler vadisi bizi tekrar cagirmis olacak ki ayni ucurumun kenarindan ayni yerlere bakiyorduk fakat maalesef ayni seyleri dusunuyorduk. Aradan birkac ay gecti ve 2015 aralik ayinda Erdal beni Oludeniz’e davet ederek belki baska bir seyler goruruz umuduyla tekrar kelebekler vadisine gitmemizi onerdi. Aylardir bu daveti bekliyormuscasina cantami kapip oludeniz’in yolunu tuttum. Icimizdeki savasta ilerleyemiyor olmanin surukledigi hezeyanlarla ayni ucurumun kenarinda daha asagida, daha yukarda, denize daha yakin, denize daha uzak her yeri adimlamak uzere exit noktasini ararken gordugumuz bir kayanin ucundan asagi baktik ve gorduk ki aradigimiz sey de bizi ariyordu. Midemde ucusan kelebekler cosmustu.

Istanbul’a giderek en dogru ve uygulanabilir ayni zamanda cevreye de zarar vermeyeecegimiz rampa sistemini arastirirken Vertigo Flying Effects’ten arkadaslarimizin buyuk tecrube ve bilgi destegiyle aradigimiz teknik cevaplari da bularak sureci baslattik. Rampanin yapilmasi, hazir hale getirilmesi konusu Erdal’in oldugu icin Oludeniz’e doner donmez insanustu bir enerjiyle calisarak rampayi hazir etti. Rampa ucuruma yerlestirilmek uzere hazir oldugunda Letonya univesitesinin davetlisi olrak bulundugum Riga’da gozum hicbir seyi gormuyor, bir an once hersey bitsin ve gideyim istiyordum. Nitekim oyle oldu ve ben tekrar oludenize geldigimde Erdal’in rampasiyla tanistim. Birkac gun Erdal’la birlikte zemin icin calistiktan sonra son gun Ali Es, Baris, Burak, Can, Cansu, Fabiane, Karani, Caglar, Zulfikar, Hasan’in da dahil olmasiyla rampayi uzattik.

Rampanin uzerine ciktim ve ucuna yurudum. Yaklasik 10 metre asagida gordugum kaya blogundan anladim ki rampa yalasik bir metre kisa kalmisti ama uzatma sansimiz en azindan o gun ve ertesi gunlerde malesef yoktu. O andan itibaren arkadaslarimla rampanin biraz kisa kaldigini konusmaya baslamistik ama ben o haliyle atlamaya coktan karar vermistim. Bekledigim tek sey, uzanan kayadan doalyi olusan riski arttiran ruzgarin tamamen dinmesiydi. Rampanin ucundan asagi baktigim andan, atladigim ana kadar gecen iki saatlik bir bekleme suresi var ki, o an orada olan hickimsenin ogun o saatlerde orada olanlari unutacagini sanmiyorum. Kayanin asagidan gorunuyor olmasi, ruzgarin siddeti, benim heyecanim ve ne olacagina dair herkesin duydugu merak adrenaline eslik eden derin stresi o kadar arttirdi ki; icimizden biri benim hakkimda birine bir sey soylerken dogal olarak adimi kullandiginda yillardir arkadas oldugumuz Ali Es’in stresten benim adimi unutarak “Cengiz Kim” diye sordugunu unutmayacagim. Bir baska unutmayacagim konu ise; ruzgar testi yapmak uzere rampanin ucuna ilk geldigimde arkadaki konusmalarin once fisiltiya donusmesi, sonra da derin sessizlige gomulmesiydi. Yarim saat ve bir saat sonra yaptigim ruzgar testleri de hala umut vaadetmedigi icin donup arkadaslarimdan atlamayarak yarattigim gerginlik icin ozur diledim ve ucurumun ucunda video cekmek uzere bekleyen Baris bana donerek “Atlamayarak stres yaratmadin, stresi aldin” dedi. Herkesle iletisime acik ve sakalara eslik ederek gecen iki saat boyunca Cansu’dan aldigim kagit mendile sardigim taslari asagi birakiyordum. Kagit mendilin ucusarak gittigini gordugum ruzgarin icimde koparttigi firtinalardan ise kimsenin haberi yoktu, cunku herkesin kendi firtinasi zaten kendine yetiyordu. Yaklasik 2 saat sonra ucurumun ucunda ruzgari anlamak icin baktigim agac dallarinin ruzgar dansini bitirdigini gordugumde, askin saclarini yaktigim cukurdan kulleri alip biyik yapma zamaniydi. Son mendili biraktigimda Poseidon ruzgar konusmasini bitirmis, beni izliyordu. Rampanin ucuna son defa geldim. Vadinin dibindeki akilalmaz doga harikasina baktim, icimden “Catch the air around the butterfly” (Kelebegin etrafindaki havayi yakala) sozunu tekrar edip yuksek sesle geri saymaya basladim. 3… 2… 1… simdi…. ve atladim. Duserken gordugum her sey, bir yildir yukaridan baktigim ucurum olmasina ragmen her sey bambaskaydi ve hizla degisen yeni acilardan gordugum vadide, yuksek suratli bir zaman tunelindeydim. Ucurumu, yanindan gectigim kayalari ve altimdaki devasa boslugu gorup gulumseyerek parasutumu actim. Refleks olarak ciglik atmak uzereydim ki rampadan arkadaslarimin cigligini duydum. Kisa bir ucustan sonra issiz kelebekler vadisine o gune kadar hic kullanilmamis bir yoldan inerek kafamı kaldırdığım uçuruma fısıldadım ;

“ Ben artik baska biriyim”

Yuksek Seyler Ariyorum.

Share post:

  • /